
2026’ya girerken Grant Thornton Türkiye olarak iş dünyasında nasıl bir tablo görüyorsunuz?
2026’ya aşırı iyimser ya da karamsar bir yerden bakmıyoruz. Daha çok dengeli, temkinli ama kararlı bir tablo görüyoruz. Global IBR’ın da ortaya koyduğu gibi, belirsizlik tamamen ortadan kalkmış değil; ancak şirketler artık bu belirsizlikle yaşamayı ve doğru kararlar almayı öğrenmiş durumda. Bu da daha bilinçli, daha stratejik adımları beraberinde getiriyor.
Grant Thornton Türkiye olarak 2026’da hangi alanlarda büyüme öngörüyorsunuz?
2026’da özellikle outsourcing hizmetleri, finansal raporlama ve uyum, vergi danışmanlığı, bordro ve insan kaynakları çözümleri ile teknoloji destekli finans fonksiyonları tarafında hacim artışı öngörüyoruz. Maliyet baskılarının sürdüğü bir ortamda, şirketler sabit maliyetlerini daha esnek yapılara dönüştürmek istiyor. Bu da dış kaynak kullanımını operasyonel bir tercihten çıkarıp, stratejik bir karar haline getiriyor.
Şirketler büyümeden vaz mı geçiyor, yoksa yaklaşım mı değişiyor?
Şirketler büyümekten vazgeçmiyor; ancak büyümeyi artık daha kontrollü, verimlilik ve nakit akışı odaklı kurguluyor. Özellikle yüksek sermaye gerektiren, uzun geri dönüş süresi olan yatırımlarda daha temkinli bir yaklaşım görüyoruz. Hızlı büyümeden çok, sağlam ve sürdürülebilir büyüme ön planda.
2026’da iş dünyası için en net fırsatlar neler?
Fırsatlar çok net: dijitalleşme, otomasyon, yapay zekâ ve süreç verimliliği. Türkiye’de birçok orta ölçekli şirket için bu alanlar artık bir “yenilik” değil; rekabetin sürdürülebilirliği açısından bir zorunluluk. Özellikle finans ve raporlama fonksiyonlarında teknoloji yatırımlarının artarak devam edeceğini öngörüyoruz.
Finans, muhasebe, vergi ve denetim fonksiyonlarını 2026’da ne bekliyor?
2026’da bu fonksiyonlardan artık sadece raporlama ve uyum değil; öngörü, hız ve karar desteği sunmaları bekleniyor. Finans, muhasebe, vergi, denetim, risk, danışmanlık ve teknoloji fonksiyonlarının birbirinden bağımsız değil, entegre bir yapı içinde çalışması kritik hale geliyor. Denetimin daha risk odaklı ve yol gösterici, vergi ve uyum fonksiyonlarının ise daha proaktif bir rol üstlenmesini bekliyoruz.
Orta ölçekli şirketler için 2026’nın ana odak noktası ne olacak?
Orta ölçekli şirketler için odak noktası büyümeden çok verimlilik ve dayanıklılık olacak. Nakit akışını güçlü tutan, maliyetlerini esnek yöneten ve operasyonlarını sadeleştiren şirketler öne çıkacak. Bu dönemde dış kaynak kullanımı bir maliyet kalemi değil; doğru yönetildiğinde şirketlere hız ve esneklik kazandıran stratejik bir kaldıraç olarak görülmeli.
Riskler tarafında şirketler nelere hazırlıklı olmalı?
Riskler cephesinde jeopolitik gelişmeler, küresel ekonomik yavaşlama, finansmana erişim koşulları ve kârlılık üzerindeki marj baskısı dikkatle izlenmeli. Enflasyonun görece kontrol altına alınması olumlu; ancak tüketici davranışlarındaki temkinli duruş fiyatlama gücünü sınırlıyor. Bu nedenle risk yönetimi ve senaryo bazlı düşünme her zamankinden daha önemli.
Son olarak, 2026’dan ne beklemeli, ne beklememeli?
2026’dan hızlı ve sınırsız bir büyüme beklemek gerçekçi olmayabilir. Ancak belirsizliği iyi yöneten, veriye dayalı karar alan, doğru önceliklerle hareket eden şirketler için bu yıl sağlamlaşma ve sürdürülebilir büyüme adına güçlü bir zemin sunuyor. Grant Thornton Türkiye olarak biz de müşterilerimizin bu dönemi doğru okumalarına, risklerini yönetirken fırsatları kaçırmamalarına destek olmaya devam edeceğiz.